Kocaman krediyi sıfırladı


Kocaman krediyi sıfırladı

Türkiye’de bir futbol takımının teknik patronu olmak sirkte ip cambazı olmaktan ek olarak kolay değil benzeri geliyor bana…
Aslında tüm yeryüzünde bu gibi de, bizimkilerin işi bir parça ek olarak alengirli benzeri…
Hep incecik bir ipin üstündedir bizim teknik direktörler. Her hafta o incecik ipin üzerinde yürürken ağızlarıyla kuş tutup, tek ayak üzerinde ellerindeki portakalları çevirirken bir taraftan da ezgi söylemeleri gerekir…
Ama yeniden de kimseye yaranamazlar! Kazanırlar, ya ‘şans’ denir ya da futbolcular bir sürü iyidir… Kaybederler, ne beceriksizlikleri kalır, ne futbol bilgileri!
Ne İsa’ya yaranabilirler ne Musa’ya… Okumaya devam et

Kanuni filmi çekecek babayiğit aranıyor


Kanuni filmi çekecek babayiğit aranıyor

Hayatı süresince yazdığı tek bir satırı dahi okumadığı, ahir ömründe hiç duymadığı ismini telaffuz dahi edemediği Naipaul amaçlı “Gelmesin o… çocuğu!” diyordu berberdeki genç! Berbere verdiği, “Yanlardan al, üstler kalsın” talimatının arasına sıkıştırdığı bol ‘yavşak’lı ve en az 4 ‘o… çocuklu’ tümceden Naipaul’a duyduğu öfkenin büyüklüğü anlaşılabiliyordu.
Saç-sakal tıraşı içinde bizlerle paylaştığı bu kımetli görüşlerinin sebebi de arkada sırasını bekleyen öbür müşterinin, “Kim la bu Müslümanlara argo eden, Naipaul tecrübe et o… çocuğu?” sorusuydu…
En populer türkücüsünün sahnede minik bir kızı “Vay minik o….” diyerek sevdiği bir ülkede, berberdeki arkadaşın sözlerinden Nobelli yazarı yere yönelik sığdıramadığını dahi düşünebilirdim şayet yeniden de “Adam iyi ki de gelmemiş!” dedim içimden… Okumaya devam et

BAŞKALARI İÇİN SEVİYORUZ BİRBİRİMİZİ

BAŞKALARI İÇİN SEVİYORUZ BİRBİRİMİZİ

Her şeyi eline yüzüne bulaştıran erkek var ya, “benim” diyorum, anlayın artık! Biliyorum ki unutacağız bubugünü, bu saati, dakikayı… Daima bir başkası vardır işte; çoğalış iyiden iyiye inanıyorum. Esasen biz vatandaşlar daima bir başkası amaçlı seviyoruz birbirimizi… “Yeni aşk kelimeleri, yepyeni öğrenilen incelikler diğer sevgiliye saklanıyor”diyen F. Scott Fitzgerald’ın tarafındayım ben! Geçmiş değil geliyor olacak amaçlı kelimeler biriktirme peşintabir… Fitzgerald’ın sözünden yola çıkıp, “Baksak ki unutmuşuz günün birinde her şeyi/ Ne o sevdalar, ne ölümsüz sözler kalmış/ Toplasak toplasak tamamını işte/ Onca sevda bir sevdayı yaratmış…”diyen Edip Cansever’in bahsettiği o ‘bir sevda’dır kovaladığım şey… Okumaya devam et

Dikkat! Sizlere de çıkabilir

Dikkat! Sizlere de çıkabilir

HER hafta cumartesi günleri hayallerimi sayılarla dolu küçücük yuvarlakların içerisine dolduruyorum! 6’nın içerisine bir çeşitli çıkamadığım hayat turunu, 17’ye deniz kenarındaki evimi, 29’a aşkımı, 33’e Tom Waits konser biletimi, 39’a alırsam ne yapacağımı bilmediğim teknemi, 47’ye tüm bir geleceğimi karalıyorum. Her cumartesi gecesi yatağa koynumda bir dolu hayalle yatıyorum. Ve her sektör sabahı yıllardır hiç değişmeyen acı, acı meydana geldiği civarı hakikat bir boşluğa açıyorum gözlerimi… Bir sonraki cumartesi gününe civarı düş topluyorum bir tek ve yine minik yuvarlakların içerisine yerleştiriyorum onları muntazaman. Dedim ya bu yıllardır böyle! Talihin beyinsiz kuşu gelip hayallerimi her yıktığında ben yine inşa ediyorum onları… İki yakamı bir araya getiremeyen ben, üst üste dizilecek 6 rakama yüklüyorum ne istiyorsam şu koca hayattan! Bu Şekilde bu şekilde geçiyor günlerim… Okumaya devam et

Adını Feriha koydum

Adını Feriha koydum

“MICHAEL’ın atalarının Eyquem benzeri son derece yalın ve olağan bir soyadları bulunmaktaydı… Bu yeryüzünde kulağa güzel iştirak eden bir ad taşımanın, ‘kolaylıkla söylenebilen ve akılda kalabilen iyi bir ada sahip olmanın’ yararını alim Michael de Montaigne, babasının ölümünden ardından eskiyen aile adı ‘Eyquem’i tüm parşömenlerden ve belgelerden sildirmişti…”Stefan Zweig, Denemeler’in yazarı Montaigne’nin ismin ne türlü Montaigne meydana geldiğini bu gibi anlatıyor… Geçenlerde bir dostum, “Akşam n’apıyorsun?”diye sorduğumda, “Hediyelik Yoğurt ve Ege Bamyası’yla buluşacağım” diye konuştu gayet uslu… Boş boş yüzüne baktığımı farklılık edince açıkladı: “Twitter’dan dostlar…” Okumaya devam et

Ağaca Tüneyen Baron’ Seyahat’de Orhan Pamuk nerede

Ağaca Tüneyen Baron’ Seyahat’de Orhan Pamuk nerede

OTURDUĞUM yerden kafamı uzattığımda Seyahat Parkı’nın köşesini yaşanıyor. Ve son bir haftadır ne süre o tarafa baksam mahşeri kalabalığı görüp Italo Calvino’nun Ağaca Tüneyen Baron romanının kahramanı Cosimo’yu tahmin ediyorum… 12 yaşındayken babasına kızıp bahçedeki ağaca çıkan ve ömrünün geriye kalanını hiç yere inmeden ağaçlarda geçiren asil Cosimo’yu anımsadıyor bana Seyahat Parkı’ndaki gençler. Ne pahasına olursa olsun ilkelerinden vazgeçmeden, hükmünden dönmeden, ağaçların üzerinde uyuyan, yiyecek yiyen, ağaçtan ağaca dolaşarak uzaklara giden, öğrenim gören, bizzat giysilerini bizzat hazır hale getiren, avlanan, üstelik âşık meydana gelen ölünceye civarı acımasızca kendine sadık kalarak ve değişmeyerek tüm insanlara bir ders verebileceğini düşünen binlerce Cosimo görüyorum son bir haftadır oturduğum yerden başımı uzatıp Seyahat Parkı’na baktığımda… Okumaya devam et

Kim Milyoner Olmak İster?’ LANETİ


Kim Milyoner Olmak İster?’ LANETİ

CHRIS Tarrant’ın Kenan Işık’tan, Kenan Işık’ın ise Chris Tarrant’tan haberi var mıdır acaba? Emin değilim! 68 yıl öncesinde İngiltere’nin güney doğusunda, Oscar Wilde’ın zindanlarında yaşamının şiirini yazdığı Reading’de dünyaya iştirak eden Tarrant’la 67 yıl öncesinde Türkiye’nin güneydoğusunda Malatya’da dünyaya iştirak eden Işık, son 15 senedir iki farklı ülkede ekranlarda insanlara “Son kararın mı?”diye soruyor.
Chris Tarrant 1998’den Kenan Işık ise 2000 seneninden beri her iki ülkede de milyonlarca insanı ekran başına toplayan müsabaka yazılımı ‘Kim Milyoner Olmak İster?’i sunuyor.
Hayat hem bir Tarrant hem bir de Işık amaçlı iki farklı ülkede iki farklı dilde çaktırmadan birbirine teğet geçtiğimiz bir öykü yazdı geçenlerde… Sevilen müsabaka programıyla kariyerlerinin en parlak dönemini hayatını sürdüren ikili, birbirinden bihaber suskun sedasız yaşayıp giderken geçtiğimiz mart ayı içinde aynı bir kaderi paylaştı. Okumaya devam et

Kadın futbolcuları dövmek Anteplilere YAKIŞMADI

Kadın futbolcuları dövmek Anteplilere YAKIŞMADI

Nâzım Hikmet Kuvayı Milliye Destanı’na bu dizelerle başlıyor. Kocaman şair bu sabah yaşamda olsa ve geçtiğimiz sektör Gaziantep Şehreküstü Batur Stadı’nda Gazikent ile Adana İdmanyurdu kadın futbol takımları aralarında oynanan mücadelede alana girip gencecik kızları döven 200’den pek ‘adam’ Antepliyi görse “Antepliler mert kişilerdir…”diye bir dize yazar mıydı? Hiç sanmıyorum!
Bir Antepli olarak üç gündür, Gazikentli bir futbolcu kırmızı kart gördü diye alana girip Adana İdmanyurdu’nda oynayan kadın futbolcuların burnunu çatlatan, koltuk yatırıp tekmeleyen, boğazlarını sıkan 200 hemşerimin yaptığı ‘hayvanlık’ sebebinden ben utanıyorum!
Üç gündür, “Burak’ın aşırttığı top tele mi çarptı, bir ‘telli’ baba mı dışarı sektirdi”diye yazdıkça coşan, Okumaya devam et

KADINA KAFA ATAN CEPKİN TAKVİMİ


KADINA KAFA ATAN CEPKİN TAKVİMİ

Pirelli Takvimi’nin bu değişiminin geriye dönülmez meydana geldiğini argüman edenler var. Onlara yönelik 2017’de yeniden kışkırtıcı modellerin meydana geldiği bir takvim ‘geri hamle’ olacak…
Bense ‘kafamın içerisinde bulunan takvim sayfalarını’ gözden geçiriyorum. Onca süre orada birikmiş bir takım çerçöpü temizliyorum.
Bir taraftan 2016’nın ‘kadın kahramanların artış seneyi’ olacağı öngörüsüyle yapılan Pirelli Takvimi’nin anlattığı şeyi düşünüp bir taraftan da “Ünlü sanatçı Hayko Cepkin bir kadına kafa attı”haberini okuyorum.
Fotoğrafların hiçbirinin ‘bir erkeğin zihnindeki kadına bakışıyla çekilmediğini’ söyleyen Annie Leibovitz’e Hayko Cepkin’in ‘bir kadına kafa atarken ne düşündüğünü’ izahını isterdim doğrusu! Ama Cepkin’in ‘tarih öncesi kafasının’ dünyanın rastgele bir takvimine sığacağını sanmıyorum! Okumaya devam et

Sinema ninjaları vazife başına


Sinema ninjaları vazife başına

“BU sıcakta sinemada ne işimiz var!”diyen insandan fazladan ‘bu sıcakta’ sinemaya giden fakat film süresince hasbihal eden, gsm telefonlarından birbirlerine bir birşeyler gösteren öküzlere uyuz oluyorum!
Hani bir sahneyle alakalı yanındakine bir kelime söylersin anlarım şayet dost film izlemeye gelip önce dakikadan son dakikaya civarı neyi tartışıyorsun hararetli hararetli… Madem bir olay var evinde otur, orada tartış, yoksa git bir kafede ‘kurtar dünyayı!’
Geçenlerde belli bir süre kafa dağıtmak ve hoşça zaman geçirmek amaçlı gittiğim sinemada önümde oturan iki dallama sebebinden dert sahibi oldum çıktım filmden. Perdede asal oğlan berbat adamları aşağı etmek amaçlı şekilden şekile girerken, benim önümdeki iki patlamış mısır beyinli Pelin diye bir kızla alakalı dörtbaşı mağmur bir romantik-komedi senaryosu yazdılar kikirdeyerek! Okumaya devam et